Sayın Duff,
Sayın Flautre,
Sayın Bakan Yazıcı,
Saygıdeğer Konuklar,
Sevgili İstanbul severler,
Bugün burada lobi yapmak için değil İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti’ni Avrupa Parlamentosu’nda başlatmak üzere bulunmaktan çok mutluyum. İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti seçilmesine katkıda bulunan ve bu açılışta emeği geçen herkese teşekkür ederim.
İstanbul’un ve bu parlamentonun çok sesli yapıları itibarıyla birbirlerine benzerliklerinden ötürü, Avrupa Parlamentosu’ndaki bu açılış çok anlamlı olmaktadır.
Avrupa halkını doğrudan temsil eden kurum olarak Avrupa Parlamentosu, farklı kimlikler üzerinde kurulmuş fakat ortak Avrupa değerlerini paylaşan bir Avrupa kültürel toplumunun bir araya gelişinin somutlaşmış halidir. Sizlere kendi seçim bölgem olan İstanbul’un ve bütün Türkiye’nin en içten selamlarını getirdim.
Bugün, İstanbul ve Türkiye; Avrupa’nın kalbi Brüksel’de, sanat dili, kültür ve müzik, barış ve esenlik içindeki Avrupa’nın yaratıcılığıyla bir arada bulunmaktadır. Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları ile pek çok kültürün başkentliğini yapmış İstanbul’da var olan “farklı kültürlerin bir arada yaşaması” fikri, bu şehrin uygarlığın başlangıcından beri pek çok sanatsal ve kültürel etkilerin harmanlanarak birbirlerini etkilediği Avrupa ve dünya kültürlerinin eşsiz bir merkezi yapan unsurların başında gelmektedir.
Kuruluşundan beri İstanbul, farklı kültürlerin, dinlerin ve dillerin erime potası olmuş ve hiçbir kimliğin diğerinden daha üstün olmadığını gözeterek hepsinden bir sentez üretme deneyiminin içinden geçmiştir. İstanbul’da, Bizans kiliselerinin göz alıcı parıltısı, Mimar Sinan’ın camilerinin ışıltılı kubbeleri, insana ilham veren sinagoglarla yan yana durmaktadır.
Batı’nın Doğusu ve Doğu’nun Batısı olarak Türkiye, Avrupa’nın Doğu ufuklarına yönelik büyük tarihsel, kültürel ve ekonomik açılımını son derece güçlendirecektir.
İstanbul’un “Avrupa Kültür Başkenti” unvanı, Türkiye ile Avrupa’nın geri kalanı arasındaki yoğun ve yakın ekonomik ve ticari bağlantılara kültürel ve sanatsal bir boyut kazandıracaktır.
Türkiye’yi içine almaya muktedir bir Avrupa Birliği, dünyanın geri kalanına “barış içinde bir arada yaşama” mesajı göndermiş olacaktır. Dahası, hepimizin arzuladığını düşündüğüm “Avrupa”; yalnızca kapsayıcı ve hoşgörülü; yalnızca çok ırklı ve çok kültürlü değil; aynı zamanda 21. yüzyıl’ın kültürel tartışmaları içinde evrensel ve devrimci bir mesajı olan zorlu bir rolü üstlenmiş bir Avrupa’dır.
Herkesin, 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’da bize katılıp ortak kültürel sevinçlerimizi paylaşmasını bekliyoruz.
Teşekkür ederim.
EGEMEN BAĞIŞ,
AB İle İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başmüzakereci
2 Şubat 2010, Avrupa Parlamentosu, Brüksel